jump to navigation

Izmirli Olabilmek… 12/16/2009

Posted by TURKSpedia in HER TELDEN.
Tags: , , ,
add a comment

Arap petrol şeyhinin biri, üniversitede okuması için oğlunu İzmir’e gönderir.

Çocuk ilk dönemler çok başarılı olur ama bir süre sonra notlar düşmeye ve davranışlar değişmeye başlar. İşin kötüsü memleketten çocuğa gönderilen avuç dolusu paralar da artık yetmemektedir.

Şeyh oğlunu kontrol etmek için adamlarından birini İzmir’e gönderir. Adam İzmir’e gelince kısa bir araştırma yapar ve öğrenir ki şeyhin okusun diye gönderdiği oğlu okulu bırakmış, kendini bohemliğe vurmuştur.

Adam uzun aramalardan sonra çocuğu Kordon’da bir meyhanede bulur ve seslenir;

-‘Ya Seydi, bu ne kepazeliktir? Baban seni merak eder, kalk gidiyoruz Arabistan’a!’

Çocuk;

‘Ayva, Seydi.’ der ve devam eder:’Ama önce bir otur da şu manzaraya bir bak…’

Şeyhin adamı ‘bunda ne kötülük olabilir ki’ diye düşünür ve masaya oturur. Sandalcılar çaparilerini sallamakta, arkadan batan kıpkırmızı güneş körfezi kırmızının tonlarına boyamaktadır.

Manzarayı seyrederken, garsonun getirdiği kavundan bir tane ağza atılır. Ardından peynirin de tadına bakılır. Eh eşek değiliz ya, şu aslan sütü denen meretin de bir tadına bakalım derken ipler kopar. O saatten sonrası ise hiç mi hiç hatırlanmaz.

Akşam körfez tarafından ayartılan adam, sabah yorgun ve akşamdan kalma olduğu anlaşılan bir sesle şeyhine telefonda şunları söyler;

– ‘Ya Şeyhim, veled mazbut, velâkin memleket puşt!
Rakı sarap gavurluksa,
Birde sevişmek günün en güzel saatlerinde
Deniz gavurluksa ve karsısında batarken izlemek güneşi,
Aşk gavurluksa sevdiğinin elinden tutarak kordonda dolaşmak
Hatta öpüşmek herkesin önünde
Özgürlük gavurluksa ve özgürlüğe düşkün olmak
Kimse tarafından kısıtlanmak istenmemek…

Yazın en büyük harflerle !!! BEN İZMİRLİYİM !!!…

Reklamlar

Amerika’da yasayan Izmirliler..KALBI EGE’DE KALANLAR.. 11/24/2009

Posted by TURKSpedia in HER TELDEN.
Tags: , , , , , ,
add a comment

 

Simite gevrek deriz biz…
Çekirdeğe çiğdem.
Kordon elektrik aleti değildir.
Kumru da kuş değildir bizim için…
Yengen’i yeriz.
Sen sigorta dersin…
Biz asfalya deriz.
Uzatmayız…
Gidiyom geliyom deriz.
Domates dediğin, domat işte.

Evimiz isterse 800 metrekare olsun, balkonda otururuz. Hıdrellez filan gibi mazeretler uydurur, sabaha kadar sokaklarda içeriz. Bi oturuşta 60’ar 80’er midye yeriz, istifno severiz, cibez’e bayılırız; gece 3-4 gibi boyoz’a dalmazsak, kan şekerimiz düşer! Boş lafa karnımız toktur bu arada, tırışkadan teyyare gibi atasözlerimiz vardır…

Paraşüt kulesinden atlamayana kız vermezler; kızlarımızı da tavlayamazsın ha… Canı çekerse, o seni tavlar! Liseye giden kızının erkek arkadaşının olması kasmaz babaları; kendilerinin de kız arkadaşı vardı lisede… Bak iddia ediyorum, okey şampiyonası düzenlense, İzmirli kadınlar alır kupayı… Erkekleriyle kahveye giderler çünkü… Şaşırdın di mi? Al buna da şaşır, nargile içerler… Askılı giyerler, şortla gezerler, öküz gibi bakarsan, bi çakar, bi de duvardan yersin… Gönül Yazar’ız, Sezen Aksu’yuz; bir gül takıp da saçlarına, çıktı mı deprem sanırdın kantosuna, Karantinalı Despina’yız… Sensin Varoş! Biz tenekeli mahallede bile el ele gezeriz.

Erkeklerimiz de fena değildir hani… Detaya girmeyeyim, Ayhan Işık, Metin Oktay, Mustafa Denizli mesela, bi fikir verir sana… Ertuğrul Özkök’ün kırdığı cevizleri okuyoruz; eşi kafasına ütü atmış… Ayıptır söylemesi, Mahsun Kırmızıgül’le Alişan’ı ayırt edemeyiz biz.

Gülümseriz.

Enginarın başkentidir; İzmirlidir incir. Kazandibi hemşeri… 78 çeşit köftemiz olduğu için, McDonald’s’ın bunalıma girdiği tek şehirdir… Zeytinyağı severiz, dünyanın en boktan durumuna bile düşsek, zeytinyağı gibi üste çıkmayı daha çok severiz… Sana ne birader, keyfimizin káhyasıyız, yazlıklara gitmek için 8 şeritli otoyol yaptık; Güzelbahçe, Seferihisar, Urla, Karaburun, Çeşme, öbür tarafta Dikili, Foça, çipurayız… Pak Bahadur’u özleriz… Durup dururken faytona bineriz, bi yere gitmeyiz aslında, öööle turlarız… Hava güzel, daralırız, okulu ekeriz. Mezun olduktan sonra öğretmeniyle kadeh tokuşturmayan öğrenciyi zor bulursun İzmir’de.

Siz sembol diyorsunuz ama, saat kaç diye Saat Kulesi’ne bakanı bulamazsın, altında buluşanlar bile zahmet edip kafasını kaldırmaz, birbirine sorar saati! Rahatızdır… Çocukları Kemeraltı’da kaybederiz, alışverişe devam ederiz, esnaftan biri bulup getirir, çıkışta Kemeraltı Karakolu’ndan alırız… Ağlayıp zırlamak bi yana, çoğu dondurmayı bitirmediği için ayrılmak istemez karakoldan, iyi mi… Aceleye gelemeyiz! Bir sene önceden duyurmaya başla, de ki, 22 Ağustos saat 20’de tiyatro başlıyor… 20.30’da geliriz… Sanatçılar da İzmirliyse, tiyatro zaten 21’de filan başlar… Uçak 6 saat rötar yapsın, istifimizi bozmayız, bizim için ekstra bira içme vesilesidir bu… Kuyruk olmaz, çünkü kuyruk varsa, İzmirli sıkılır, gider. Pratiktir… 201 sokağı bulduysan, yanındaki 202’dir. Tek tek isim vermeye üşeniriz.

35’imiz var.
35 buçuğumuz da var.
34 plaka gördük mü, kapışırız… Arkadan sirenleriyle isterse Cumhurbaşkanı gelsin, bana mı sordu, tarladan gitsin, makam arabasına yol vermeyiz.

Özetle, arızayız!

Erkek çocuklarına en çok “Efe” adı konulan şehirdir orası… Zeybek duyduğumuzda, içimiz cız eder, kalkar oynarız. Hasan Tahsin orada, Kubilay orada, Latife Hanım orada, Zübeyde Hanım bize emanet, bize… Mustafa Kemal de, ağlar kadınlarımız… Sokak sokak, bulvar bulvar, Milli Mücadele Müzesi’dir… İstanbul’daki gibi Birinci Ahmet Çeşmesi falan yoktur orada… Ankara’daki gibi Cinnah Caddesi, Arjantin Caddesi de bulamazsın pek… Recep Tayyip Erdoğan Kavşağı’nı teklif etmez hiç kimse.

Kendisine ev sahibi olarak, Ayla Dikmen’in Kordon’da üstü açık otomobille gezerken söylediği ve Türkiye’nin anca yıllar sonra keşfettiği parçasını armağan ediyorum: “Ben söylerken gülmedin mi? Falımızda ayrılık var demedim mi? Anlamazdın, anlamazdın…”

YILMAZ ÖZDİL

Resmi Buyutmek Icin Tiklayin 

Resmi Buyutmek Icin Tiklayin

Izmirli olmasam da ikinci adresim olan bu sehri daima sevmisimdir….En yakin dostlarim bile hep Izmirlidir..BOYOZ

SARDALYA BALIK

KUMRU SANDVIC

PASAPORT ISKELESI KAHVESI
Resmi Buyutmek Icin Tiklayin

FAYTONLAR KORDONBOYU’NDA

Herkes acelesi yokmuş gibi yaşar.
Plazalar olmadığı gibi, plazadan taşan insan gurubu da yoktur.

Kemeraltı’nın her sokağını gezerek
aradığım şeftali-muzcusu,
limonlu tursu suyu,

her köşe başı midyecisi, Kordon’ da buz gibi bira ve gün batımı,
Güzelbahçe’de taze balık, midye tava ve yakamoz.
Pazarda seçmece sebze, İzmir tulum -dünyanın en güzel peyniri-,
buldan bezi gömlekler…

Açık hava tiyatro ve konserlerine yarısında girebilir İzmir insanı,
kalbinde sanata saygısızlık asla yoktur.
Akdeniz havasından olduğunu sanatçı da bilir ve ayıplamaz.

Yanık tenle gezer yılın sekiz ayı tüm İzmir, erkeklerde şort,
kadınlarında rengarenk uçuşan etekler…Herkes herkesi bilir gibidir.

Market kuyruğunda bile muhabbet kurulur, kaynaşılır.
Tüm evler balkonludur ve yazın mutfakta yemek ayıptır,
sofralar balkonlardan taşar.
Kimsenin gözü kimsede kalmaz ve kalın perde sektörü zayıftır.

Gece yarılarından sonra bile sahilde
yürüyüş yapan kadınlar vardır, aceleleri yoktur.
Bisiklete bi yerden bi yere gitmek için binilir.
YKM önünde, bazen içinde buluşulur ve nereye gidilecekse ordan gidilir..

Tüm kızlar güzeldir; çünkü tenleri yanık, saçları uzun ve
sağlıklıdır, hepsi yüzme bilir ve sever.

Vapurlar zevk içindir, belki bu yüzden hiç inmeden geri gitmek ücretsizdir.
El ele gezilebilir her semtinde,
Sıraya girer insanlar, itişme yoktur.

Pideci doludur her semt ve pide lahmacunla neredeyse aynı
fiyattır. Çiğdem çitlenir (İzmirli olmayan bilmez, çekirdek der diğerleri )

Yaz akşamları sahil boyu, kaynamış mısır ve dondurma yenir,
hatta incir altında gitar eşliğinde soğuk biralar yudumlanır.

Ne kadar kaybolursan kaybol, bir yerler mutlaka denize çıkar
ve bu hayatın en büyük lütuflarındandır.

Aşk hep gülümsemektir İzmir’ de, sınırı geçtiysen hasret.
Sevdikçe daha çok sevmeli, uzattığım kolları boş çevirmedi bu şehir diye, şükretmeli.

Bu akşam balık pişiricisine uğramalı,
balıklar pişene kadar sahile inip, biraz yürümeli.
Balkon’da yenen balığın yanına buzlu RAKI’yi eksik etmemeli,
yarın belki Foça’da oluruz, sandaletleri meydana çıkarmalı.
yada pikniğe gideriz ingilizburnu’na, haber vermeli arkadaşlara, toplanmalı grup.
Sonrası malum haftasonu bitti, iş vakti. Sabah evden kahvaltı yapmadan
çıkılır ve işyerindeki sıcak çayın yanına birkaç tane de fırından yeni çıkmış
boyoz alınır.(İzmir’in özeli.)

Ve muhabbete devam.!.!.!.
Çünkü İzmir’i İzmir yapan , muhabbetidir…..

 

O kadar cok ozluyor ki insan..Apayri bir havasi vardir Izmir’in..En cok hani su kasnak icinde yapilan yumurtali karisik sandvicleri vardi ya..Onu ozlerim..Buz ustunde satilan Cagla Bademler’e ne demeli?..Sabahlari haslanmis yumurta ile yenen Boyoz da Izmir’e has bir tadtir..Sahilevlerindeki Balikcilar,hani su Izmir’in baligi Sardalyanin kilciksiz birbirine yapistirilarak kizartilip midye tava gibi yenmesi…Parmak Yalatan’da Pilic yerken parmaklarimizi yerdik…

Gevrek (simit),Cigdem (aycekirdegi),Balcan (Patilcan),Domat (Domates),Yemis (incir) Izmir’e Ege’ye has isimlerdir..

Pasaport iskelesindeki kahvede icilen cayin tadi nerde var dersiniz?..

Alsancak’ta,Karsiyaka’da gezmenin tadi bambaskadir..Kordonboyu seyrine dusulen Izmir’in kizlarina ne sarkilar,ne siirler yazilmis,bir sey katmaya gerek var mi?..

Ne diyor Sezen ablamiz;

hiçbir topuk tıkırtısı
bu kadar davetkar çalamaz
bir göz vuruşuyla yerle bir eder
böyle bir şey olamaz…

Ahh Izmir ahh..SEN BIR BASKASIN…!!!!!!……..