jump to navigation

Sevgi üç türlüdür!.. 12/26/2010

Posted by TURKSpedia in Damar Yazilar, DUYGUSAL.
Tags: , , , ,
add a comment

…. “Sevgi üç türlüdür!..” ….

Masumi Toyotome adında bir Japon yazmış. “Dünyada sevilmek istemeyen kişi yok gibidir” diye başlıyor.

– “Ama sevgi nedir, nerede bulunur, biliyormuyuz?” diye soruyor…Sonra anlatmaya başlıyor:

– “Sevgi üç türlüdür!..”

Birincinin adı “Eğer” türü sevgi!.. Belli beklentileri karşılarsak bize verilecek sevgiye bu adı takmış yazar..

Örnekler veriyor: Eğer iyi olursan baban, annen seni sever. Eğer başarılı ve önemli kişi olursan, seni severim. Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim. Toyotome “En çok rastlanan sevgi türü budur” diyor. Bir şarta bağlı sevgi.. Karşılık bekleyen sevgi.. “Sevenin,istediği birşeyin sağlanması karşılığı olarak vaad edilen bir sevgi türüdür bu” diyor yazar..

– “Nedeni ve şekli bakımından bencildir. Amacı,sevgi karşılığı bir şey kazanmaktır.” Yazara göre evliliklerin pek çoğu “Eğer” türü sevgi üzerine kurulduğu için çabuk yıkılıyor. Gençler birbirlerinin o anki gerçek hallerine değil, hayallerindeki abartılmış romantik görüntüsüne aşık oluyor ve beklentilere giriyorlar. Beklentiler gerçekleşmediğinde de, düşkırıklıkları başlıyor. Sevgi giderek nefrete dönüşüyor. En saf olması gereken anne baba sevgisinde bile “Eğer” türüne rastlanıyor.
***

İkinci türe geçiyoruz: “Çünkü” türü sevgi… Toyotome bu tür sevgiyi şöyle tarif ediyor: “Bu tür sevgide kişi, birşey olduğu, birşeye sahip olduğu ya da birşey yaptığı için sevilir. Başka birinin onu sevmesi, sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula bağlıdır”.

Örnek mi?.. “Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin. (Yakışıklısın!)” “Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler, o kadar zengin, o kadar ünlüsün ki..” “Seni seviyorum. Çünkü bana o kadar güven veriyorsun ki..” “Seni seviyorum.Çünkü beni üstü açık arabanla, o kadar romantik yerlere gotürüyorsun ki..

– ” Yazar, Çünkü türü sevginin, Eğer türü sevgiye tercih edileceğini anlatıyor. Eğer türü sevgi, bir beklenti koşuluna bağlı olduğundan büyük ve ağır bir yük haline gelebilir. Oysa zaten sahip olduğumuz bir nitelik yüzünden sevilmemiz, hoş birşeydir, egomuzu okşar. Bu tür, olduğumuz gibi sevilmektir. İnsanlar oldukları gibi sevilmeyi tercih ederler. Bu tür sevgi onlara yük getirmediği için rahatlatıcıdır.

Ama derin düşünürseniz, bu türün, “Eğer” türünden temelde pek farklı olmadığını görürsünüz. Kaldı ki, bu tür sevgi de, yükler getirir insana.. İnsanlar hep daha çok insan tarafından sevilmek isterler. Hayranlarına yenilerini eklemek için çabalarlar. Sevilecek niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri ortaya çıktığı zaman, sevenlerinin, artık ötekini sevmeye başlayacağından korkarlar. Böylece yaşama sonsuz sevgi kazanma gayretkeşliği ve rekabet girer.

“O zaman bu tür sevgide güven duygusu bulunabilir mi?” diye soruyor, Toyotome.. “Çünkü türü sevgi de, gerçek ve sağlam sevgi olamaz” diyor.

Peki o zaman, gerçek sevgi, güvenilecek sevgi ne?..”Ve işte sevgilerin en gerçeği!.

“Üçüncü tür sevgi benim ‘Rağmen’ diye adlandırdığım türdür” diyor yazar.

Bir koşula bağlı olmadığı için ve karşılığında birşey beklenmediği için “Eğer” türü sevgiden farklı bu.. Sevilen kişinin çekici bir niteliğine dayanıp, böyle bir şeyin varlığını esas olarak almadığı için “Çünkü” türü sevgide değil. Bu üçüncü tür sevgide, insan “Birşey olduğu için” değil, “Birşey olmasına rağmen” sevilir. Güzelliğe bakar mısınız?.. Rağmen sevgi..

Esmeralda, Qusimodo’yu dünyanın en çirkin, en korkunç kamburu olmasına “rağmen” sever. Asil, yakışıklı, zengin delikanlı da Esmeralda’ya çingene olmasına “rağmen” tapar!..”Kişi dünyanın en çirkin, en zavallı, en sefil insanı olabilir. Bunlara ‘rağmen’ sevilebilir. Tabii bu sevgiyle karşılaşması şartı ile..

– ” Burada insanın, iyi, çekici ya da zengin konum edinerek sevgiyi kazanması gerekmiyor. Kusurlarına, cahilliğine, kötü huylarına ya da kötü geçmişine “rağmen” olduğu gibi, o haliyle sevilebiliyor. Bütünüyle çok değersiz biri gibi görünebiliyor ama en değerli gibi sevilebiliyor.

Japon yazar “Yüreklerin en çok susadığı sevgi budur” diyor. “Farkında olsanızda,olmasanız da, bu tür sevgi sizin için yiyecek, içecek, giysi, ev, aile, zenginlik, başarı ya da ünden daha önemlidir.” Bunun böyle olduğundan nasıl emin?.. Haklı olduğunu kanıtlamak için sizi bir teste davet ediyor.. Şu soruma cevap verin” diyor.

– “Şu anda en sevdiğiniz kişinin sizi sadece kendi çıkarı için sevdiğini anladığınızı bir düşünün.. Dünya birden bire başınızın üstüne çökmezmiydi?. O an yaşam size anlamsız gelmez miydi?.”

Son sözlerinde biraz umutsuz, Toyotome.. “Bugün yaşadığımız toplumda herkesi doyuracak bu sevgiyi bulmak zor. Çünkü herkesin sevgiye ihtiyacı var.. Kimsede başkasına verecek fazlası yok” diye açıklıyor..

Anlatıyor.. Peki bu dünyada sevgi ne kadar var?.. Yazara göre, açlığımızı biraz bastıracak kadar.. Ve de yemek öncesi tadımlık gelen iştah açıcılar gibi.. Bu minnacık tadım, bizi daha müthiş bir sevgi açlığına tahrik ve teşvik ediyor. Bu minnacık tadım sevgiye ne kadar muhtaç olduğumuzu anlatıyor. Büyük bir hırsla ana yemeğin gelmesini ve bizi doyurmasını bekliyoruz.. Hani nerede?.. Hepsi o.. Ve asıl çarpıcı cümle en sonda.. “Dünyadaki en büyük kıtlık, ‘rağmen’ türü sevginin yeterince olmayışıdır!..”

Reklamlar

Bir kadını ağlatırken çok dikkat edin!.. 12/26/2010

Posted by TURKSpedia in Damar Yazilar, DUYGUSAL.
Tags: , , , ,
add a comment

Bir kadını ağlatırken çok dikkat edin!..Çünkü Allah gözyaşlarını görür ve sayar.
Kadın,erkeğin kaburgasından yaratıldı.Ayaklarından yaratılmadı,ezilir diye.Başından da yaratılmadı,üstün olmasın diye…………….Ama göğsünden yaratıldı.Eşit olsun diye…Kolun biraz altında yaratıldı,Korunsun diye…Kalp hizasında yaratıldı,Sevilsin diye….

CANIM YALNIZCA SEVMEK İSTİYOR SENİ..

Canım yalnızca sevmek istiyor seni. Unutup, tekrar hatırladığım çok sevdiğim bir şarkıyı hiç bıkmadan defalarca ara vermeden içten içe mırıldanıp zamandan koparıp alır gibi..
Canım yalnızca sevmek istiyor seni. Saçlarını yüzünden ayırıp, gözlerini kirpiklerinden, ellerini bileklerinden, ismini bedeninden ayırıp, ayrı ayrı bir evin odalarını gezer gibi, keşfeder gibi, ilk kez ve merakla ve hayranlıkla, bir kırmızının detayında dakikalarca takılıp bakar gibi canım yalnızca sevmek istiyor seni..
Canım yalnızca sevmek istiyor seni, nereye varacağını bilmediğim bir kaçamak yolculuğa, sırf aklıma esti diye, sevdiğim hiçbir eşyayı almadan yanıma çıkar gibi..Süregelen bir sevgiyle değil, öğretilmemiş, bilmediğimiz biçimlerde, kuşların kanatlarını açıp, özgürlüğe süzülmesine yarayan içgüdüleriyle, içimden geldiği gibi canım yalnızca sevmek istiyor seni.Tarifsiz bir hisle sevmek istiyorum seni.
Tatlı, ekşi ya da tuzlu değil, bilmediğim bir tatla, bir duyguyla.Öyle, bir meyvenin tadını alır, bir kitabın adını okur gibi değil; bir yaz günü tenine vuran sıcaklığı gibi güneşin, serin bir akşamın denizden esen rüzgarıyla içine işlediği yosun kokuları gibi, anlatamadığın ama bırakmak istemediğin, bitmesini istemedigin bir hisle..

Yükselen Burcunuza göre 2011 12/23/2010

Posted by TURKSpedia in FALINIZ BURCUNUZ.
Tags: , , , , , , ,
add a comment

YÜKSELEN BURÇ NEDİR?

Kişilik özellikleri yaşamda başkaları ile yarışmakta kullanacağımız yeteneklerimizi tanımlar. Kişilik, Ben’i oluşturur ve bize birey duyumu verir. Başka insanlardan ayrıcalığımızı ve toplumdan özgürlüğümüzü gösterir. Bu kaba portre içinde fiziksel görünüm ile dışa vurum ve tavırlarımız yer alır. Bize doğal olarak nasıl donatıldığımız duyumunu verir. Ayrıca, kendimize güveni veya güvensizliği oluşturan ruhsal portremiz de bundan güç alır. Yükselen Burç bizi biz yapan en önemli astrolojik fonemendir. Başka insanlar bunun merceği altından bizi izlerler.

Astroloji’de Yükselen Burcun ilginç özelliklerinden bir tanesi de aşk ve seks kapasitemizi ve meyillerimizi göstermesidir.
Romantik birisi misiniz yoksa aşkı saf bir erotizmle mi arıyorsunuz ? Tutkulu, kendini her şeyi ile sevdiğine adayan birisi misiniz ? Sevgilinizi gözünüzden bile kıskanan sahiplenici eğiliminiz mi var ? Yoksa, kendinden fazla sevdiğinin mutluluğunu düşünen fedakar bir portre mi çiziyorsunuz ?.

DOGUM SAATINIZI BILIYORSANIZ ASAGIDAKI LINKLERDEN YUKSELEN BURCUNUZU BULABILIRSINIZ;

http://www.yukselenburclar.com/

http://www.astromistik.com/Yukselen_burc.htm

Yükselen burcunuza göre 2011

*** Yükselen Koç: Parasal alanda hep dikkatli olmaya baksanız da, bu yıldan başlayarak hayata bakış açınızı değiştiriyorsunuz. Büyük bir yenilenme ve artan bir cesaret içindesiniz. Mart’tan itibaren hayatınızı etkileyen gelişmeler ve ilişkileri bağlayan konularla meşgul olacaksınız. Hayata bakışınız ve özgürlük arayışınız sizi bazı ikilemlere götürebilir.

*** Yükselen Boğa: Özellikle yılın ikinci yarısında çok daha şanslı olduğunuzu söylemeliyiz. İş ortamında sizi sıkı çalışmaya iten bir sürece girdiniz. Yeteneklerinizi geliştirmek, ilişkilerden yeni şeyler öğrenmek ve eksik yanlarınızı tamamlamak zorundasınız. Satürn transiti yorucu olsa da çok öğretici olacaktır. 4 Haziran’da Jüpiter yükselen burcunuza girmekte. Gittikçe artan bir güven söz konusu.

*** Yükselen İkizler: 2011 hayata bakış açınızı çok daha pozitif kılan bir yıl olacak. Yeni ümitler ve başlangıç hissi içindesiniz. Ocak ayında iş hayatıyla ilgili sürpriz genişlemeler ve fırsatlar çok dikkat çekici olacak. Yılın ilk yarısında gruplar, arkadaşlıklar ve yeni çevreler içine girebilirsiniz. Ancak, aşk ve çocuklarla ilgili konularda sorumluluklarınızın arttığı bir dönemdesiniz.

*** Yükselen Yengeç: Bu yıl eski düzeninizin ortadan kalktığını görebilir, kendinizi yeni alanlara yelken açarken bulabilirsiniz. Kuşkusuz hayatınızın pek çok cephesinde önemli değişiklikler devam edecek. Hayatınıza yeniden bir temel atmaktasınız. Ev ve aileyle ilgili artan yükler zorlamakta, ancak artık çok daha akılcınız. Haziran ayında ise işten gelebilecek maddi destekler ve arkadaşlıklar sayesinde güven kazanabilirsiniz.

*** Yükselen Aslan: Her ne kadar son yıllarda hayatınıza çeki düzen vermiş olsanız da bu dönemde de kendinizi geliştirebileceğiniz fırsatlar olacak. 2011’de size yeni ufuklar açacak çok güzel adımlar atabilirsiniz. Ufuklarınızı geniş tutmalısınız. Yabancılar, yurtdışına ait konular her bakımdan yenileyici olacak. Diğer taraftan Mart’tan başlayarak sizin için yenilikler ve ani sürprizler hazırlamakta.

*** Yükselen Başak: Son iki yıl oldukça yorucu ve zor geçmişti. Kendi değeriniz ve para kazanma kapasiteniz üzerinde durdunuz. Şimdi 2011’de ortaklaşa konulardan elde edebileceğiniz iş fırsatlarını unutmamalısınız. Yılın ilk ayında ilişkiler, anlaşmalar, evlilik gibi konular ilginç sürprizler getirebilir. Bu yıl kişisel kazançlarınıza yönelik ani adımlar da söz konusu.

*** Yükselen Terazi: 2011’de yükselen burcunuza yerleşen Satürn sizi daha aklı başında, sorumlu ve dikkatli kılmaya başladı. Pek çok konuda ve özellikle ilişkilerinizde sınırlarınızı yeniden çizmektesiniz. Evlilik ve ortaklıklar aniden yön değiştirebilir. Diğer taraftan sizi daha temkinli olmaya iten koşulları da unutmamalı. Miras, sigorta, yatırımlar, ortaklaşa işler ani sürprizler getirmekte.

*** Yükselen Akrep: Bu dönemde olayları çok fazla kontrol edemeyebilirsiniz. Nitekim bu yıldan başlayarak pek çok alanda sanki belirsizlikler ve içine ilişkileri alan gelişmeler önemli soru işaretleri taşımakta. Yine de ocak ayı aşk ve duygusal hayatınız size iyimserlik getiriyor. Çocuklarla ilgili konularda güzel gelişmeler yine bu süreçte yaşanabilir. Bahar aylarından itibaren iş ortamında daha özgür ve yepyeni koşullar içinde olabilirsiniz.

*** Yükselen Yay: 2011’de kendinize daha fazla zaman ayırabileceğiniz fırsatlar var. Yılın ilk ayında ailevi konularda, eve ait durumlarda ani gelişmeler yaşayabilirsiniz. Özgürleşiyorsunuz. Ev ve yerleşimle ilgili gelişmeleri istediğiniz şekilde yönlendirebilirsiniz. Birikimlerinizle ilgili planlarınızı Ocak sonuna kadar tamamlama şansınız olacak. Yılın ilk yarısında hayatınıza girebilecek sürpriz bir aşk sizi çok mutlu edebilir.

*** Yükselen Oğlak: 2011 her ne kadar yorucu bir yıl olacaksa da, yılın ikinci yarısında daha rahat koşullar var. İş hayatınızda kritik bir dönemden geçiyor olmalısınız. Kariyerinizde sizi bloke eden gelişmeler sürerken, istikrarlı biçimde ilerlemeye kararlısınız. Ancak artık eski yıllarda olduğu gibi hızlı yükselmek yerine, daha yavaş ilerleyen bir süreç söz konusu. İşte görev değişiklikleri yeni sorumluluklar almanızı gerektirebilir.

*** Yükselen Kova: Bu yıl hayatınızı hareketli bir denge üzerine oturtabileceksiniz. Hayata daha pozitif bakıyorsunuz ve göstereceğiniz gayretlerin somut sonuçlarını almanız hiç de zor değil. Ocak ayı içinde parasal alanda önemli gelirler söz konusu. Yeni kazançlar elde edeceğiniz olanaklar öne çıkıyor. Bahar aylarında yakın çevrenizde gündeme gelen değişiklikler, belki kardeşlerle ilgili konular sizi hareketlendirecek.

*** Yükselen Balık: Kafanız her ne kadar kolayca karışabiliyor ve genelde olaylara pasif bir şekilde yaklaşıyor olsanız da, 2011’de yeteneklerinizi açığa çıkarmanız için çok güzel fırsatlarınız olacak. Ocak ayında ilişkiler ve kişisel başlangıçlar size yenilikler getiriyor. Kendinizi hâlâ şanslı hissedebilirsiniz. Parasal alanda ise başkalarının sorumluluklarını almak önemli bir konu gibi gözükmekte.

MUTLULUGUN SIRRI 01/02/2010

Posted by TURKSpedia in DUYGUSAL, MEDYADAN SECMELER.
Tags: , , , , , , , , , ,
add a comment

Toplanın, mutluluğun sırrını veriyorum!

Bir kere şu ortaya çıktı: Para, mutluluk getirmiyor kardeşim! Modern dünya, sadece ‘daha zenginlerin’, ‘daha az zenginlerden’ biraz daha mesut olduğunu, bu saadetin de ‘üstünlük’ hissinden kaynaklandığını ve uzun sürmediğini keşfetti! Psikologlar ‘mutluluk’ konusuna takmış durumdalar. Temel ihtiyaçları karşılandığı sürece, daha fazla para ekstra bir mutluluk getirmiyor. Peki kim, niye mutlu oluyor? Time dergisinin son sayısı, birçok bilim adamının bu konuda yaptığı araştırmalardan çıkan ilginç sonuçları konu alıyor. Mutluluk, bizim sandığımız etkenlerden çoğuyla hiç bağlantılı değil! Para? Hiç alakası yok! Eğitim? Hiç etkisi yok! Zekâ? Aynı şekilde! Gençlik? Bilakis! Yaşlıların hayattan gençlere göre daha çok zevk aldıkları ve depresyona daha az meyilli oldukları kanıtlanmış! Evlilik? Araştırmalara göre, evli insanlar bekârlara göre biraz daha mutlu olsa da, bunun sebebi zaten mutlu olmaya meyilli insanların evlilikleri daha kolay yürütmesiyle ilgili olabilir! Güneşli havalar? Hayır! Amerika’nın bol yağmurlu bölgelerinde yaşayanların Kaliforniyalılara göre daha depresif olmadığı kanıtlanmış!

ARKADAŞLAR EN İYİ İLAÇ
O zaman insanları mutlu eden ne?
Bulgulara göre dini inanç insanların mutluluğunu artıran önemli bir etkenmiş. İnanan insanlar zorluklara karşı daha kolay göğüs geriyor ve daha iyimser oluyorlarmış. Arkadaşlar, mutsuzluğa karşı müthiş bir ilaçmış! Ahbapları, dostları, aileleri ve çevreleriyle daha yakın ve sık ilişki kuran insanlar karamsarlıktan uzak kalmak için en etkili formülü bulmuşlar. Bu arada, mutlu olmak için bir grup psikoloğun kullandığı ‘gün inşa etme’ metodundan bahsetmek lazım. Denekler bir gün önce dakika dakika ne yaptıklarını hatırlayıp, bu aktivitenin onların açısından mutluluk düzeyini birden yediye kadar işaretliyorlar. Bu test 900 Teksaslı kadında uygulanıyor. Sonuçlar ilginç… Bu hanımlar için en çok mutluluk veren ilk beş aktivite, seks, arkadaşlarla sosyalleşme, evde yatıp gevşeme, dua etme ve yemek yeme! Bunları spor yapma ve televizyon seyretme takip ediyor! Tuhaf ama ‘çocuklarla ilgilenmek’ listenin en altlarında, ev işinin bir sıra üstünde yer alıyor! Çoğu insanın hayatında mutluluğunun kaynağı olarak gördüğü çocukların, günlük hayatın mutsuzluk sebeplerinden biri olması ilginç! Demek ki, mutlu ettiğini sandığınız her şey mutlu etmiyor! Ancak, günlük hayatta insanı sinirlendiren, geren, mutsuz eden ufak tefek olaylar, hayatın genelinde mutluluk kaynağı olabilirmiş! Sürekli şikayet ettiğiniz stresli işiniz, hayatınızın en önemli rengi olabilir örneğin. Psikologların bu konuyla ilgili edindiği farklı bir bulgu da: “Sonların gücü”! Sözgelimi, sizi çok mutlu eden bir ilişki, son bir haftasında berbat kavgalar ve gözyaşı dolu bir ayrılıkla sonlanıyorsa, bütün hayatınız boyunca o ilişkiyi kötü hatırlıyorsunuz!

Bu konu, kolonoskopi yaptıran bir grup insan üzerinde test edilmiş. Biliyorsunuz kolonoskopi, bağırsaklarla ilgili rahatsız edici, biraz acılı bir muayene metodu. Bir grup hastaya standard kolonoskopi yapılmış. Diğer grupta ise kolonoskopi aleti, muayeneden sonra 60 saniye hareketsiz bırakılmış. Hastalara acı veren bölüm aletin hareketleri olduğu için, uygulama 60 saniye daha uzun sürdüğü halde, muayenenin sonu 60 saniyelik acısız bir zaman dilimiyle bittiği için, ikinci gruptaki hastalar, uygulamayı, ilk gruba göre daha az rahatsız edici bulmuşlar! Peki, herkes mutlu olabilir mi? 1996’da yapılan bir araştırmaya göre, bir insanın hayatından memnun olması, yüzde 50 oranında genetik yapısına bağlı! Genler neşeli, rahat bir kişilik yapısını, stresle başa çıkma kapasitesini, depresyon ve endişeye meyili yönlendiriyor! Eğer bir insan genetik olarak mutluluğa meyilliyse, başına berbat şeyler de gelse, hatta kaza sonucu bir uzvunu bile kaybetse, zaman içinde, eski mutluluk seviyesine ya da ona yakın bir noktaya dönebiliyor!

ÇALIŞ, ŞÜKRET SENİN DE OLSUN
Bütün psikologların üzerinde fikir birliğine vardıkları üç mutluluk formülü var: Şükretmek, iyilik yapmak ve yaptığın işi sevip daha çok konsantre olmak! Şükretmek, hayattan duyduğun memnuniyeti ifade etmek, hatta bunu düzenli olarak yazmak ve söylemek, sadece insanın keyfini yerine getirmekle kalmıyor. Kalifornia Üniversitesi’nin araştırmasına göre fiziksel sağlığı düzeltiyor, enerji seviyelerini yükseltiyor, acı ve yorgunluğu azaltıyor! İyilik yapmak, sözgelimi düzenli olarak bir huzurevini ziyaret etmek, bir komşuya yardım etmek, babaanneye mektup yazmak, mutluluk derecesini ani ve dramatik biçimde artırıyor! Ne para, ne aşk, ne güneş, ne gençlik. Yaptığınız işi sevip, o işe bütün konsantrasyonunuzu ve enerjinizi severek vermek de, mutluluğun formüllerinden biri. Marangoz olsanız da, doktor olsanız da böyle. O kadar araştırma, kolonoskopide ekstra 60 saniyeye katlanan denekler (!), yazışmalar, toplantılar, istatistikler… Psikologlar yine bize ana okulunda öğretilenlerle kutsal kitaplarda yazılanları bulmuşlar: Mutlu olmak için çalış, iyilik yap, şükret!

Kaynak: SABAH GazetesiGülse Birsel

Gulse Birsel @ SABAH

SAH ve PIYON 11/24/2009

Posted by TURKSpedia in Damar Yazilar.
Tags: , , , ,
add a comment

Ben bir şey söylemiyorum. Sözcükler biriktikçe beyinde, dillendikçe, şarap ötesi olur bazen. Ve bazen hayatımıza giren öyle insanlar olur ki; onların belli amaca hizmet etmek, bize bir ders vermek, kim olduğumuzu ya da olmak istediğimizi bulmamıza yardım etmek için bizimle olduklarını yüreğimizin derinliklerinde hissederiz. Bu insanların kim olacağını asla önceden kestiremezsiniz; belki o komşunuz, uzun zamandır görmediğiniz bir arkadaşınız, sevgiliniz ya da belki de sadece göz göze geldiğiniz bir yabancı olabilir. Her kim olursa olsun, anında hayatınızın, bir biçimde etkileneceğini bilirsiniz. Bazen de hayatınızda öyle olaylar yaşarsınız ki; o anda bu olaylar, size korkunç, acı dolu, haksız gibi görünür. Ancak fırtına dindikten sonra, bütün bu olayların üstesinden gelmemiş olsaydınız, asla potansiyelinizin, gücünüzün ve yürekliliğinizin farkına varamayacağınızı anlarsınız. Her olayın bir gerçekleşme nedeni vardır.

Hiçbir şey tesadüfen, iyi ya da kötü şans nedeniyle gerçekleşmez. Hastalık, yaralanma ve deneyimsizlikler, ruhumuzun sınırlarını test eden olaylardır. İster olaylar, ister hastalıklar, ister ilişkiler olsun, bu kaçak testler olmasaydı hayat, hiçbir yere varmayan düz ve sıkıcı bir yol gibi uzayıp giderdi. Güvenli ve rahat, ancak boş ve amaçsız… Başarılarınızı ve düşüşlerinizi etkileyen insanlar, kimliğinizi yaratan insanlardır. Kötü deneyimler bile birilerinden öğrenilebilir. Bu dersler en zor, ancak büyük bir ihtimalle en önemli olanlardır. Eğer biri, sizi kırar, ihanet eder ya da üzerse, size güveni ve kalbinizi açtığınız birine karşı dikkatli olmayı öğrettikleri için onları affedin. Eğer biri sizi severse,siz de bunun karşılığında onu koşulsuz sevin; sadece onlar sizi sevdiği için değil, size sevmeyi ve onlar olmadan göremeyeceğiniz ya da hissedemeyeceğiniz şeylere kalbinizi ve gözlerinizi açmanızı öğrettikleri için.

Her günün tadını çıkarın. Her anın değerini bilin ve belki de tekrar yaşayamayacağınız bu andan alabileceğiniz en fazla şeyi almaya bakın. Daha önce hiç konuşmadığınız insanlarla konuşun, onları dinleyin, aşık olun, zincirlerinizi kırın ve gözünüzü zirveye dikin. Başınızı dik tutun, çünkü bunun için her türlü hakkınız var. Kendinize büyük bir insan olduğunuzu tekrarlayın ve kendinize inanın. Eğer kendinize inanmazsanız, hiç kimse size inanmaz. Hayatınızı nasıl öyle şekillendirebilirsiniz. Kendi özgün yaşamınızı yaratın, dışarı çıkın ve onu yaşayın!

Unutmayın oyun bittiğinde şah ve piyon aynı kutuya konur…